Yayınlar

Saklama Süresi Bitenler etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Korkularınızı Yenin

Resim
Herkese kısa bir selam ile direkt konuya giriyorum. Ekim ayının sonuna geldik. Kış yaklaşıyor yavaş yavaş. Tabi aynı hızda yeni yılda yaklaşıyor. Biliyorum-biliyorum. Bloga girip yeni yazılar görmeyince üzülerek çıktığınızı bu derece de kendimi size sevdirdiğimide biliyorum. Biraz şımarmak benim de hakkım. İletişim formundan mesaj gönderenler sizlere en kısa sürede cevap vereceğim. Şimdi direkt konuya giriyorum... Şimdi size ev de oturduğum yerde serçe parmağımı salon sehpasına niye vurduğumu ve üç günlük tatili ev de seke seke yürüyerek kendime nasıl zehir ettiğimi anlatacağım. Önemli uyarı: bu yazıyı okurken sıvı şeyler tüketmeyiniz veya bir şeyler yemeyiniz, zira; ya pıskırarak çıkarmak ya da mideniz bulanıp kusmak zorunda kalabilirsiniz, baştan uyarayım. Ha bir de kızmayın bana, dümdüz yazıyorsun diye, bu yüzden on senelik emeğimi çöpe atıp anonim dünyaya geçtim. Ekşi sözlükte yazmıyorum artık, ora da söveceğime, burada kendi sayfamda sövmek daha iyi geliyor bana... Neyse s

Sev Kardeşim

Resim
 Başkent bugün Atilla İlhan’ın şiirlerindeki gibi, o kadar güzel, sessiz ve bomboş her yer, hangi parka çıksam tepemde yazdan bi ışıltı, ılık esen rüzgar okşuyor ruhumdaki yalnızlığı, çok sonra anladım bibaşınalık bazen o kadar güzel ki, üç tane park gezdim bugün üçü de çok güzeldi... Önce en çok sevdiğime gittim. Kimsecikler yok. Kocaman bir parkta yalnızım, etrafta değişik kuş sesleri, arada bir geçen araçların  lastik uğultusu ve havuzun direklerinden gelen su sesinden başka hiç birses yok. Sanki bi dağ başında bir orman kulübesindeyim. Ilık rüzgar nahoş eyliyor ruhumu koskoca şehir terkedilmiş sanki... Ilık esen rüzgar geçmişten bir anıyı çekip getiriyor hafızamın en dipteki tozlu raflarından... Eylül ayında böyle bir havaydı, Belek’te papillon otelin yanındaki ormanlık arazi de öptümdü Kastamonu’lu Rezzan’ı. Eğilmiş kocaman bir sarıçam ağacının dibi yeşil gölgesinde denizi seyrederdik. Yeşil bir ormanın içinden denize bakan yamaçları severdi. Sanki cennetten bir yerdi. N

Hangisi Gavur

Resim
Bazı arkadaşlarım bana, ”iyi yazıyorsun ama, biraz da siyasi yazsan” dediler. Yani: sağ twix mi ? sol twix mi ? tarafını seç demeye getiriyorlar. Bunu size birazdan yaşadığım bir hikaye ile özetleyeceğim… Ben, hayatım boyunca bürokrasiden ve politikadan nefret ettim… Herhangi bir arkadaşımla birbirimizi kıracak saygısız eleştirilere girmedim. Herkesin kendine yetecek bir aklı olduğuna ve bu akıl ile doğruyu yanlışı görerek kararlar verebileceğine inanırım. Yani, her koyun kendi bacağından asılır mantığındayım. Hele ki; ”Bugüne kadar gelen tüm politikacılar yolsuzluk yaptılar, bunlar yaptılarsa da hizmet de ettiler.”,”Yolsuzluk olmazsa ekonomi yürümez.” diyen cahil zihniyetden aşırı derecede nefret ediyorum… Eğer bir ülkenin ekonomisi yolsuzluk ile yürümektense batması daha onurludur. Hiç değilse herkes batar… Neyse işte… Ne talihsiz gergefimiz varmış anlamadım. Her gelen ötekileştiriyor, her gelen ölüm yazıyor, her giden ayrılık işliyor… Unutmayınız ki ! hükümetler geçici devletler

Asansörde 6 Dakika

Resim
Bundan 3 ay önce rüyamda bizim hastanenin personel asansöründe tek başıma 7. kata çıkarken,asansörün beyni bozulmuş birkaç kez katları inip çıktıktan sonra halat kopmuş düşmüştüm ve asansörün içinde feci şekilde ezilerek can verdiğimi gördüm.o günden beri asansöre tek başıma bindiğimde hep o rüyayı hatırlar şimdi düşeceğim acaba bugün mü öleceğim diyerek asansörde korkuyla dururum ve başıma geldi asansör düşmedi ama ben en büyük korkuyu yendim.. Geçen hafta Perşembe akşam nöbetimdeyim.saat 23:00 nöbet sakin, bir telefon,üzgün bir ses tonu; (arayan servis hemşiresi) -alo -merhaba kolay gelsinnn. -teşekkür ederim. -bizim servisin bilgisayarı bozuldu hastaların tetkiklerini işleyeceğim ama işleyemiyorum lütfen gelip bakabilir misiniz ? -müsait olunca gelmeye çalışırım -çok teşekkür erdim kolay gelsin… Aslında bu bizim işimiz değil ama insanı yaşat ki devlet yaşasın dedim asansöre doğru ilerliyorum… Asansörün önüne geldim durdum.yaka kartımı çıkardım. asansör personel as

Neydi eski bayramlar

Resim
Eskiden beri içimi bayan "neydi o eski bayramlar" laflarından bir tane yazı yazacak kadar büyüdüm sayılır artık... Ne garip: Çocukluğumla aram açıldıkça, maziyle bağlarım güçleniyor sanki... Bayramlar, işten ve büyük şehir hayatından kaçmak için birer tatil vesilesi haline geldiğinden beridir eski bayramlar çınlamaya başladı kulağımda...  İlkin sesleriyle... sonra kokularıyla... Bayramların sesi vardı eskiden... Sahurda, ramazan davulcusunun sesi... İftarda gümbürtüyle patlayan topun sesi... Akşam, önce ezanın, sonra radyoda "Allahım sana inandım, sana sığındım" diyen spikerin davudi sesi... İftar sofrasında açılan ellerin, şükredilen nimetlerin sesi... Ertesi sabah, ahşap battal radyodan yayılan fasılda cıvıl cıvıl şakıyan cümbüşün, kapıda bahşiş almaya gelmiş davulcuyla mahalle çocuklarının sesi... Postadan çıkan kartın yaldızlı kapağı açıldığında, Noel şarkıları çalmaya başlayan piyanonun sesi... Öğleden sonra, arsada yeni bayram papuçlarıyla top oy

Benzer Yazılar

Niye Yaşıyoruz ?

Sarı Yaz

Beyazdan Griye