Yaşandı, Yeniden Başlıyor ..

Haller karışık.

Bundan 6 yıl önce hayatımda ilk duygusal ilişkime başladım. Dokunmayı, ilişmeyi, sonunda da sevmeyi öğrendim. Bekarlıktan sonra zorlu bir yol zannederken, ayrılığın yanında her şeyin basit kaldığını gördüm. Şaştım. 15 aylık, ellerimde çıplak kalmıştı. Çoğu ilişkinin yanında esamesi okunmayacak bir süre fakat bana yetti. Tövbe ettim. İçimi derin sulara atıp; keyfe, muhabbete, eğlenceye daldım. Zamanla ona karşı olan öfkem yıllar geçtikçe dinginleşti. Sonunda kalan; anılar, merak ve özlem dalgaları ara ara kıyılarımı yokladı. Ben de onu. Ama ilişmeden, uzaktan. 

Sular duruldu ve 6 ay önce bir kadınla tanıştım. Sohbet, eğlence, gezmeler derken zaman hızlı geçti. E bu bir lütuf. Bir süre sonra onun da ittirmesiyle yeni bir ilişkiye dönüştü. Emeğin çoğu ondan da olsa ben de kendimce bir şeyler yaptım. Tanıdıkça bazı şeyler de su yüzüne çıkmaya başladı. Bazen muhabbet esnasından şakaları ciddiye almak, ömür cetvelinin farklı noktalarından olmaktan kaynaklı uyuşmayan hayat yaklaşımları, onun dünyaya, benim ilişkiyi olan toyluğum... Kafamın bir ucunda nedense hep ayrılık resmi asılı kaldı, belki de farklı şehirlerde olduğumuzdan, zamanla rayına oturdu. Ya da bu mesafenin sağladığı kusurunu görmeme ilizyonu.

Asıl hikaye burada başlıyor..

Geçen haftalarda telefonda boş yaparken, ortak arkadaşlarımızdan eski sevgilimin hesabına denk geldim. Meraktan denk getirmiş de olabilirim. O da nesi ! Hep kapalı olan profil, açık. Sevgilisinden de ayrılmış. Deşifre olmamak adına bunları sahte profilden bakıyordum. Videolar, resimler ne varsa bir çırpıda inceledim. Ara ara da hikayelerini izliyorum, normal bir şey gibi. Sonra bir baktım, engellenmişim. Bir yandan haddim olmasa da merak ediyorum, neler yapıyor, hayatı nasıl; diğer yandan şu an başka bir sevgilim var.  Kafamda anılar canlanıyor, denk gelme senaryoları yazıyorum. Mesela, Trafikte giderken arkadan biri tıklasa, öfkeyle inip tam küfür ederken bir baksam o. Gibi.

Geçen hafta kız arkadaşımın yanına, yaşadığı şehre, gittiğimde günler keyifli geçerken, bir sebepten eski defterlerin de açılmasıyla ilişkiye ara verme muhabbeti oldu, bir afalladım. Sonrasında çözsek de içimde bir yerdeki ayrılık fikri biraz tetiklendi ve yollar aramaya başladım. Ve ben ayrılma konusunda beceriksiz olduğumu fark ettim. Kız üzülmesin, kalbi kırılmasın derken ilişki devam. Kız ilk dediğinde niye bitiremedim orda bilmiyorum. Diyeceksiniz ki öyle bir durumda karşı taraf anlar. Aksine görseniz konuşurken mutluyum, anlayışlıyım, empati yapıyorum. Resmen Yeşilçam oyuncuları tadında bir performans.

Birkaç gün usulca geçti derken, kaşınır ya insan onun gibi, ruhum kaşınıyor belki de. Kendi profilimden eski kız arkadaşımın hesabına girdim. Ne var ki bunda diyebilirsiniz, küfredebilirsiniz ama uzun iç sesler münazarasından sonra hikayesine baktım. Bu tartışmaların kazananı nedense hep '' 20 yıl sonra yapmadıklarının pişmanlığını yaşarsın.'' sözü oluyor, benden uyarması. Neyse ben karşı tarafa sinyali yolladım, olay benden çıktı. Aradan yarım saat geçti, bir saat geçti. Baktım tepki yok. Tamam dedim, yapacak bir şey yok. Bir yandan da kafamdan geçen bir sürü öğüt.

Akşam kitap okuma çabasıyla kafayı toplamaya çalışırken, telefonun ışığı yüzünden bölünmemek için telefonu uzağa koydum. Tabi işe yaramadı. Uzun bir aradan sonra ekran ışığı yanınca istemsiz baktım. O. Bedende bir kilitlenme hali ne de olsa ondan bir tepki almayalı yıllar olmuş. Takip isteği yollamış. Bir heyecan, ani içe sıçış, ne yapacağını bilememe hali. Hemen kan bağımız olmayan biraderimi arıyorum ama cevap yok. İşe en yarayacağı anlarda açmaz zaten. Adam jeolog. Dağ, tepe derken yoğun çalışıyor, bense koyun-kasap misali başka dertlerdeyim. Ne yapsam derken, reddetme durumunda pişman olacağım düşüncesiyle isteğini kabul ediyorum. Ne de olsa, sanal bir platformda arkadaş olmaktan zarar gelmez.

Biraz sakinlesem de içim durulmuyor. Ya kıpır kıpır ya da felç tepkisizliği. Düzenli olarak bir şey yap diye dürtülüyorum . Sıcağı sıcağına yapmalı sanki. Hikayesinde paylaştığı şarkıya yorum kısmında bir şeyler yazıp silerken, '' güzel parça '' yazıp gönderiyorum. Ses yok. '' Haklı, o kadar da değil '' diye içimden geçirip, yatağa uzanıyorum. Uzun zamandır merak ettiğim dizimi kaldığı yerden izlemek var aklımda. Hem kafam dağılır  hem de biraz dinlenmiş olurum. Dünyada saniye film indirme hızında olan internet bizim sokakta trafiğe takılıp, sürekli kopunca ekrandaki sürekli dönen beyaz çembere boş boş bakarken, bir titreşim. Cevap geliyor ama yanlış alarm, başka birinden. Bu kadar da piç bir adamım işte. 

Diziyi izleyemeyeceğimi anlayıp, bilgisayarla vedalaşıp yatmaya karar veriyorum. Telefonda gelen bildirimlere cevap vereyim derken, onun aralara karışmış mesajı gözüme çarpıyor. Damarlar yine eciş bücüş. Beyne kan gecikmeli de olsa gidiyor. Uyku kayıplarda. Hemen bir cevap. Kafa yastıkta, gözler telefonda. Muhabbet yavaş yavaş ısınıyor ve koyulaşıyor. Uzun zaman sonra heyecanı, mesajlaşırken gülmeyi, zamanı unutmayı yeniden hissediyorum. Onları da özlemişim. İki saat süren yazışmanın sonunda, muhabbet için karşılıklı teşekkürlerden sonra, görüşmek üzere ucu açık bir davet.

Garibim, uzaklardaki sevgilim bütün yaşananlardan habersiz. Bilse ayrılır lakin bende de olanları söyleyebilecek cesaret yok. Ne onu ne de eski sevgilimi geleceğimde göremesem de, onu üzmeden nasıl elveda derim, henüz yolu yok. Belki o da benzer işler karıştırıyor, bilmiyorum. 

Kendime dönüp, acaba kimi eleştirdim de şu durumu bu kadar derinlemesine yaşıyorum diye bakıyorum. Sonuçsuz. Bulamıyorum ama çok insan ayıplamışım belli ki. Sonra henüz yapmamış olsam da aldatmayı, aldatanları, sebeplerini daha iyi anlıyorum. Her insanın duruma ve şartlara göre her şeyi yapma, her şey olma potansiyelini taşıdığını hatırlıyorum.

Ertesi gün üstümde bir dinçlik, parıltı olsa da akşam tek başıma kalınca arada bir daralıyorum. Vicdanım sıkıştırıyor. Önceki gecelerim ne kadar sakin, uykularımın ne kadar huzurlu olduğunu anlıyorum. Kaybedince fark edilen her şey gibi.







 



Yorumlar

Benzer Yazılar

Ağlıyorum

Sarı Yaz

Yazar Tanıtım