Gece Gelenler

Zamanın meşhur çöpçatan sitelerinin birinde birbirlerini görmüş, profil ziyaretleriyle, fotoğraf beğenmelerle bir ufak flört yaşanmıştı. Üstüne de iki kelam edebilince, bu akşam buluşmaya karar vermişlerdi. Ansızın. Geceye kayan bir saat olduğundan mekanların çoğu kapalıydı. O sayede ışıklı, sakin ve uzun cadde boyu yürüyüp, bir yandan da yürürken akan o keyifli sohbetle, bu ilk buluşmada içsel yakınlık hissediyorlardı. Şans ederi buldukları mekan bir saat sonra kapanınca, hala birbiriyle olmak istediklerini fark ettiler. Kibar bir tekliften sonra geceyi devam ettirmeye karar verdiler.

Taksiye atladılar. Birbirlerine olan yabancılığa bir de taksici eklenince, suspus bir halde yolu bitirip, dışarıyı izlediler. Kapının açılış sesiyle birkaç kelime edip, kendilerini dans pistine attılar. Kelimelerden ziyade tenlerin kaynaşma yeriydi burası. Biliyorlardı. İkisi de birbirine uçarı görünmemek adına sakince sallanıyor, çıplak kolları usulca birbirini okşuyordu. Mekan dolmaya başladı ve adımlar birbirine yanaştı. Dans etmeye, gözleri gülümsemeye başladı. Sonunda, çalan müziğin ritmine dayanamayıp, kendilerini birbirlerine bıraktılar. Şimdi o ürkek el arada bele çarpıp, bel gamzesinde bir ileri geri yaparak, karşı tarafı yokluyordu.

Onun alkol almaması ilk başta ''bu nasıl biri'' diye sorgulatsa da,  ikisi de eğlenmek için buradaydı. Konuşmayı sürdürmediler, sahneye baktılar. Yüksek müzik, karanlık ve biraz da alkolle iyice rahatlamış, iç dünyalarında, kendi dehlizlerinlerinde tuttuklarını bırakmışlardı. Arzular tüm çıplaklığıyla oradaydı. Sanki hepsine sahip ve de hiç sahip olmamışcasına. Nadir yaşanan bu anlarda, kendileri de arada kendilerini izliyorlardı.

Birkaç saatin sonunda grubun verdiği arada, herkes gibi kendilerini dışarıda buldular. Yorulmuşlardı ve nefes almaya ihtiyaçları vardı. Duvara yaslanmış, birbirlerine iyice yaklaşmış, tenleri hiç ayrılmıyordu. Sevgililer gibi gülerek fısıldaşıyorlardı, orası adeta onların oyun bahçesi. Önce ufak bir buse. Sonra parmaklar dudaktan usulca boynuna ve oradan da gerdanlığına doğru gezinmeye başladı. Nerede, niye olduklarını unutmuş, sadece birbirlerini hissediyorlardı. Gecenin soğuğuna rağmen bu onları sıcak tutuyordu.

Tekrar içeri girdiklerinde mekanda solist ile bir hayranı arasındaki atışma herkesi tadını kaçırmış, çoğunluk mekanı terk etmeye başlamıştı bile. Ortam ve hevesler bir anda ağırlaştı. Gidelim dediler. Merdivenleri aylak aylak adımlayarak, çıkışa ilerlediler. Soğuk ve temiz hava ikisini de sersemletti. Kim olduklarını anlamaya çalışır gibiydiler. Birbirlerine ''iyi geceler'' deyip, yabancılaşarak farklı yönlerde yürümeye başladılar.

Yorumlar

Benzer Yazılar

Tellerin Arkasından 3 - Instagram

Yazar Tanıtım

Sebepsiz