Niye Yaşıyoruz ?

 Başka bir deyişle; bu dünyaya niye geldik ?

Bu büyük soruları ben de sizin gibi sıkça kendime, etrafıma, kitaplara soruyorum. Bu arayış çoğu zaman dallanan budaklanan soruların ya da cevapların arasında kayboluyor veya unutuluyor, sonra tekrar baştaki soruyla baş başa kalıyorum. Bugün bu soruya bir adım da olsa yaklaştığım düşüncesiyle sizlerle paylaşmak ve de görüşlerinizi almak istiyorum.

Şimdiye kadar öğrendiklerimden anladığım; bizler öncelikle bu dünyaya kendimizi tanımak, bilmek ve gerçekleştirmek üzere geldik. Bu da diğer insanlar üzerinden kendi yansımalarımızı görmekle mümkün. Dış dünyayla gerçek bağlar kurmamız için öncelikle bu gerekli.

Bunu da insanın içinde her çeşit duyguya sahip olduğunu kabul edip, durumlara göre duygu değişimlerini deneyimleyerek öğrenebiliriz. Başka bir deyişle, insan olarak her çeşit duyguya zıttı ile birlikte, zerrece de olsa içimizde bir yerlerde sahibiz; sevgi-nefret, kibir-alçakgönüllülük, iyi- kötü...  Şartlar ve tercihlerimiz doğrultusunda farklı duyguları hissederiz.

Her insan, her şey olma potansiyeline sahip olarak dünyaya gelir. Akabinde şartları ve tercihleri doğrultusunda; katil ya da kurban, fedakar ya da bencil, sevgi ya da nefret dolu, doktor ya da youtuber olur. Bu sıfatlar da olaylara göre değişiklik gösterir. Üniversitede ders veren hocamızı eleştirirken, özel ders öğrencimize konu anlatırken, eleştirdiğimiz insanla aynı sıfat belki de durumu paylaşırız.

Şartları beğensek de beğenmesek de bizi en uygun öğreticileri sağlar. Hastalık, eş, öfke, iyilik, iş... hayatımızda ve iç dünyamızdaki her şey onlardan öğreneceğimiz bitene kadar hayatımızda varlığını sürdürür ve herkesin yolu eşsizdir, tıpkı kendisi gibi. Düşünün, Bill Gates Türkiye' de doğmuş olsaydı, şu an olduğu kişi olabilir miydi ?

Şartlar çoğu zaman bizden bağımsız gelişirken, tercihlerimiz tamamen bize bağlıdır. Nasıl bir tutum sergileyeceğimiz, nasıl hissedeceğimiz, ne okuyacağımız, kimlerle görüşeceğimiz... Tercihlerimiz de şartlara ve ana göre değişip kendimizi daha derin incelemek için fırsat sunar.

Asıl konu; bizden ayrı gelişen şartlarda, bize ait olan tercihlerimizle kendi iç dünyamızı gözlemlemek. Mesela, kafede çay içip arkadaşınızı dinlerken, bir yandan da kendi iç dünyanızı gözlemleyerek bizde uyandırdığı hisleri ipucu olarak kullanıp; ''bu duygu ( pozitif veya negatif ) içimde bir yerde var ki, ben bunu hissedebiliyorum'' durumunu fark etmek.

İlk ve içinde bulunduğum adım bu,  benzeri durumlarla kendimizi keşfetmek...

Yorumlar

Benzer Yazılar

Binance vadeli işlemler

Arabanmı var Oku O zaman

Tellerin Arkasından 3 - Instagram