Uzakları Sevmek

 Yıl 2013 bir bahar akşamı...

Lefkoşa Golden Tulip otelin 8. Kat 809 no'lu odasındayım.
Çıkardım kravatımı giydim yalnızlığımı Zeki MÜREN var yanımda. 
Uzattım ayağımı pencere pervazına güneş batıyor. Kızıl bir ışık yayılıyor yaprakların arasından gün akşama dönüyor.
Bin km uzağım sana... 
Sevgilim; şarkımızı dinledim. Güzel şarki seçmişsin, sen gibi güzel şiir. 
Karşımda oturuyordun şarkımızı dinlerken. 
Ve senin dediğin gibi, seni sevmek güzel bir şarkıyı baştan baştan dinlemek gibi, 
ah bilsen nasıl seviyorum seni nasıl özlüyorum. 
Saçak da titreyen serçenin ekmek kırıntısına kanat çırpması ve bir anne duası kadar içten sevdim seni. Velhasıl kuru bir sevgi bu, karşılıksız çıkarsız beklentisiz. Etrafın kuşatılmış kapında yatacak bir sürü insan varken, sana uçsuz bucaksız vaatler verenler varken, beni sevdin nasıl mutlu nasıl gururluyum bilsen. Tutamayacağı vaatler vererek bir kadını etkilemek, onun dünyasına girmek ona hayal kurdurmak parası onurundan çok olan insanlar için kolaydır sevgilim. 
Onurlu bir insana yakışır şekilde sana vaatler vermek, yüreğine bahar yeşili umutlar serpmek, her baharda bir vaadi gerçekleştirir gibi bir umudunu yeşertmek, böyle gözümü kırpmadan bakmak isterdim gözlerine. İçinde kopan fırtınaları biliyorum sevgilim. 
Tarif edemediğin keşmekeşi gözlerinde okuyabiliyorum. 
Seni böyle severken sana vaatte bulunamamak gözlerine kuru bir sevgi ve hasretle bakmak çok zor sevgilim. Biri bana senden bahsetseydi gözümü kırpmadan beklerdim seni. 
Biri bana sen uzakları, imkansızları seveceksin yorulma boşuna, deseydi. Hiç harcamazdım enerjimi. Gözlerine sevgi dolu bakmak güzel de sana dokunamamak çok zormuş sevgilim. 
Alabilsem seni kanadımın altına, ben direk olsam sen ne güzel çadır olursun sevgilim. 
Çekip çevirsen adam etsen beni. Gözümü kırpmadan baksam sana. Dünyanın en güzel yerinde en güzel şarkıları ağız dolusu söyleyebilsem seninle. Atıp bir kıyıya iki zamanı, yarının çocukları olsak, ayva tüyü çilleri olsak, serseri bir şişe de imzasız mektup olup vursak seninle meçhul kıyılara... 
Seni kuru bir sevgiden ötede daha yakınında sevmek isterdim sevgilim. 
Tırnağına çöp batsa ilk benim kanım aksın isterdim... 
'Ha şimdi' deyince çıkıp gelsem yanına bakıp doysam gözlerine. Yüzyıl aynı yastıkta yatsak yine böyle bakarmıydın gözlerime. 
Yüzyıl aynı yemeği yesek bıkar mıydın. 
Yüzyıl sever miydin benim gibi çekilmez aksi inat bir adamı... 
Sen yokken seni severim, gözlerini bakışını ararım seni görmediğim zaman içimde kocaman bir hasreti büyütürüm ama sana vaat verememek çok zormuş sevgilim. 
Yıllardır yazmaya çalıştım kağıda özetlemeye çalıştım. Yıllar sonra gitmek istemediğim bir yer de öğrendim. Aşk kağıda yazılmıyormuş sevgilim. 
Sana bi saltanat vaad edemem ben sana kuru bir sevgi özlem hasrettten başka bir şey veremiyorum. Bunun acısı çok dokunuyor bana sevgilim. Sen demişsin ya hani "olsun istemekte güzel" işte gül yüzlüm, güzel gözlüm, olsun hayal etmekte güzel... 
Şimdi uyuyacağım sevgilim, sana sadece şunu vaad edebilirim. 
Uyanırsam yine seni kaldığım yerden seveceğim...

Yorumlar

  1. Yanıtlar
    1. 2007 yılından bir hikayeydi. yıllarca arşivimde durdu. Bi otel odası yalnızlığımda gün ışığı gördü sevmek dünyanın en güzel şarkısını söylemek gibi güzel birşey. teşekkür ederim yorumunuz için

      Sil

Yorum Gönderme

Mesajınız iletildi admin kontrolünden sonra yayımlanacaktır. Teşekkürler.

Benzer Yazılar

Niye Yaşıyoruz ?

Sarı Yaz

Beyazdan Griye