Yardım Aldığınız Yerden Emir Alırsınız.


 Sene 96 orak ayı mevsim haziran sıcağı. Orta sondayım. Jandarma karakolundan iki asker okullara broşür dağıtıyor. Astsubaylık sınavlarına giriş başvuru broşürü. Erkek çocuğuz ya seviyorum üniformayı. Dedim kendime ben başvurcam bu sınava asker olucam, belimde silahım omzumda rütbem olacak. Gün gelecek adam olacam. Orak ayında zordur köyden çıkmak,iş-güç harman tozunda boğulur insan. Başvuru şartları açık açık yazıyor. Bu şartlardan biri de ebeveynlerin fotolarını istiyorlar. En kötüsü de annemin başı açık fotosu birinci kural. İkna edip götürdüm ilçeye çektirdim annemin vesikalık fotosunu tüm belgeleri hazırlayıp gönderdim şuan yaşadığım bürokrasinin başkentine...
Harman tarlasından patozun tozunu yutmuşuz buğdayı römorka yığdık öğle vakti eve gidiyoruz. Köye vardık ki bizim kapıda mavi bir renault 12 sedan memleket plakalı ama adamlar yabancı. Bizim eve yöneldiğimizi görünce indiler çeşme başındaki gölgeden selamın alekyküm deyip yanaştılar babama. Köylünün bam telidir din iman. Allahın rahmeti ile girdi gri sakallı bir adam söze.
- Falancanın babası filanca sen misin ?
Babam: - Benim buyrun gardaşlığım.
Hoş sohbet muhabbet iyi sevdirdi adamlar kendini babama, onlar konuşuyor biz buğday yıkıyoruz. Babam beni çağırdı tanıştırdı adamlarla..
- Oğlumuzda yakışıklı boylu poslu maşallah güzel de asker olurmuş. dediler. Gönderdi babama yanlarından...
Babama, bu çocuk artık asker, biz falanca vakıftan geliyoruz. Maddi durumu iyi olmayan, anadolu esanfının çocuklarına böyle imkanlar sağlıyoruz. Çocuk bize emanet artık asker, işi gücü olacak büyüyecek koacaman adam olacak her şeyi bize ait. Sınavı da kazanır inşallah kurtarır kendini diyorlar babama...
Tabi huylandı babam bu adamlardan. Allah'ın kelamı iyi de sınava girmemiş bir çocuğu sınavı kazanmış gibi asker göstermekte neyin nesi. Kafası kurtlandı babamın.
Bana anlattı her şeyi bu adamların benim için geldiklerini senin artık asker olduğunu seni onlara emanet etmemi tüm masraflarınla ilgileneceklerini söylediler...
Nasıl mutluyum. Allah bir sebep gönderdi gördü hayallerimi kurtardı beni diye dualar şükürler ediyorum musmutluyum. Artık daha da güzel asker hayalleri kurmaya başladım...
Aradan iki hafta geçti babam beni başkente gönderecek sınav için. Pazardan eve dönmüş düşünüyor...
Benim de ne kadar hevesli olduğumu görüyor. Gitsem bu işi başaracağımı biliyor. Ama beni bu adamlara emanet etmek içine sinmiyor...
Ve çağırıp beni dedi ki:
Bak oğlum; Ben de istiyorum senin kendini kurtarmanı, ama bu adamlar niye bedavadan sana masraf etsin seni okutsun ki, bunların bildiği bir şey var pek hayırcıya, vakıfcıya benzemiyor bunlar deyip devam etti...
Ben seni bu sınava göndermeyeceğim. Bu adamlara minnet etmiycem. Sen daha çocuksun seni neyin beklediğini bilmediğim bir vakıfa emanet edemem. Daha yaşın küçük ilerde ( ogüzel sözü söylemişti) -yardım aldığın yerden emir alırsın. itiraz edmezsin minnet yükünüsırtına sararlar yakanı kurtaramazsın nolur nolmaz. Bu sene girme sınava seneye Allah büyük belki başka kapı açılır. Sen bi liseye başla bakalım dedi...
Dünyalar başıma yıkılmıştı. Askerlik hayallerim bir an da suya gömülmüş babama karşı aşırı bir nefret beslemeye başlamıştım...
Bir yıl dişimi sıktım. Bir yıl sonra tekrar başvuru yaptığımda basit bir gerekçe ile reddedildim. Bir dah da askerlik hayali kurmadım. O kapı sonsuza denk kapanmıştı. Yine de babamın dediği gibi oldu Allah başka kapı açtı. Ben yine Ankara'ya geldim. Bir ekmek kapısı bulup çalıştım...
Şimdi geçmişe bakıp düşündüğümde, aslında babama kızmak yerine ne kadar ileri görüşlü olduğu körü körüne kimseye biat etmediğini, eğer bir şeyi hakedeceksen kendi emeğinle haketmenin ne kadar onurlu olduğunu daha da iyi anladım...
Eğer o dönem bu adamların peşine düşüp gönderseydi babam. 15 temmuzdan sonraki Türkiye de şu an kaderimin bana ne biçtiğini tahmin bile edemezdim. Belki bi hapishanede belki de yardım aldığım yerin emirlerini uygularken bi kurşunun hedefindeydim...
Allah büyük ki bana böyle bi kaderi nasip etti. Kanımda var benim. Zulme haksızlığa sessiz kalamıyorum. Bunu askere gidince daha iyi öğrendim. Aslında Türkiye de üniformalı mesleklerin tamamen bir zulüm olduğunu. Belki de hiç yapamayacaktım askerliği Belki de askeri okuldan atılmış asi biri olarak bilinecektim doğduğum topraklarda...
Her neyse durum bu sevgili okurlarım. Zamanla şunu öğrendim.
Kaderimiz karar anlarında biçimlenirmiş...
Mabudumuz bizim için hayırlı olanı bizden daha iyi bilirmiş.
Çok da kasmamak gerekirmiş.
Güzel bir pazartesiye başmanızı dilerim.
Yazılarla buluşuruz.
Esen kalın.

Yorumlar

Benzer Yazılar

Beyazdan Griye

Korkularınızı Yenin

Karanlık Çökünce Anlar İnsan