Tesadüfünü Sileyim Hayat

 Dikkat bu yazı ağız dolusu küfür içerebilir...
Bugün bayramın beşinci günü, akşam serinliğine doğru arabayı yıkamaya götüreyim istedim. Malum çoluk çocukla yola gidince sıkıntı oluyor biraz kız batırdı arabayı dönüş yolunda hastalandık hava değişimi su değişimi çarptı çocuğu bulantı kusma yıkılıyor. Arabayı yıkamaya götürüyorum Beşevler de Mareşal Çakmak ta güzel bir yıkamacı var temiz yapıyor işini yıkanacak araba çöp olan herşey paspasların üstüne bıraktım. - Ne zaman biter soruma *bir saat sonra gel abi deyince taze çaylarından alıp benim mekanda yakın ya oraya gidem dedim parkta otururum. Belki kelimeler toplarsam birleştiri size bir yazı çıkarırım diye düşündüm. Elimde taze çay Mareşal Çakmaktan Akdeniz caddesine doğru ilerliyorum. Akşamları Trawesti dolar bu caddeye her boy bacak gösterisi olur bu kaldırımlarda uzun süre göz göze gelirseniz size teklifte de bulunurlar. Hemcinslerine karşı ilgisi olanlara duyrulur. :)
Öğlen sıcağı yerini ikindi serinine bırakıyor güneş ısrarcı başımı yakmakta yürürken de dikkat ediyorum kağıt bardaktaki çayım parka kadar dökülmesin diye biraz hızlansam çay dalgalanıyor, yavaşlasam beynim yanıyor. Aksak köstek ilerken Başkent hastanesinin ACİL servis girişin önündeki kaldırımda bir hatun oturuyor. Uzaktan gördüm önce, aynı bizim komşu köylü koca götlü Naciye'ye benziyor. Bir elinde sigara bir elinde benim gibi kağıt bardak koca götünü zar zor sığdırdığı kaldırım duvarında ağırlığının yarısı bacaklarında oturuyor. Yaklaştıkça umursamaz olarak yanından geçmek istedim. Benim huyumdur insanları uzaktan süzer göz hizama yaklaşınca başımı önüme eğer geçerim. Bu koca kıçlı yaklaştıkça, çok tanıdık geldi bana, dip boyası uzunca açılmış tüm saç telleri beyazlamış yanakları tombullaşmıştı. Biraz daha yaklaşıp tam önünden geçerken sanki brine benzetiyormuş gibi  bana dikkatle baktığını gördüm. üç adım atıp dönüp baktığımda halen bana bakıyordu.
Aman tanrım dedim. (Ananızzzzzkimmmmm) bu o'ya lan, bu o. Nasıl şok geçiriyorum. En son 2015 yılında bir ziyaret etmiştim.
Bir film sahnesinde tesadüfen karşılaşmış eski iki aşık gibi, olduğum yer de durup yavaşca arkamı dönerken o da koca götlü Naciyenin oturduğu yerden kalkarken götüne yapışan fistanını eliyle teninden ayırdığı gibi ayağa dikilince üstünü başını toparlayıp hafifçe gülmeye başladı.
Olm ben bu kadına genç kızken deli gibi aşıktım lan. Gel dediğin de ekmeği-aşı, işi-gücü bırakıp koşuyordum...
En son görüştüğümüzde doğurmuştu bi çocuğu vardı ikinciyi de doğurmuş çatlamış gibi yer dubası otopark asfalt babası gibi olmuş, sanki arı kovanına düşmüş gibi yanağındaki gamzeleri bile gitmiş. Şuan çok değil 41 yaşında onun yaşında tanıdığım kadınlar fıstık gibi, hele bir tanesi, bırak yaşıtlarını genç kızlara bile taç çıkarttırır. O da iki çocuklu çalışıyor sarışın, yeşil gözlerine dökülen saçları,  kırkına yeni girmiş fıstık gibi hatun. Su dökemezler eline. Bizim ki yer çekimine bırakmış kendini, hele bir de bolca giyinmiş böyle hani unumu eledim eleğimi astım tarzı hiç sevmediğim zihniyet. Öyle insanlar daha çabuk ölüyorlar lan, bu ne amk ben bu kadına mı aşıktım...
Sonra ayaküstü demesin mi, -ben de nerden tanıyorum. dalga geçer gibi bir de sırıtıyor. Gözlüklerimi gözlerimden çıkarıp hafifçe göz hizasına eğilerek, Daha yakından bak dedektif macky dedim. Böyle sırıtarak.
Sanki yıllar önce uğrunda gece sabahladığım kadın değildi bu, şarkılarda, yerini yeller almış, en acısı da beni hatırlamamış edasında bir hava da yoktu. Sıradan biri o kadar sıradan ki anlatılması basit bir olay gibi, iki iş arkadaşının yol üstünde karşılaşmasına benzedi. Çok durmadım karşısında benim için yolda karşılaştığım herhangi birinden zerre kadar farklı olmayan bu kadının karşısında, oysa bir zamanlar bir gülüşü ile alaca karanlığı aydınlatan o güzel rüyanın kahramanıydı. Belki de benim en saf yıllarımda yaşadığım duyguların baskısıydı. Bu arada ona ilettiklerim bir eleştiri ve bir insanın arkadaş dilinde arkadaşına olan espirisiydi. Kendine bakabilir daha güzel daha sağlıklı yaşabilirdi bunları onun yüzüne de söylediğimde gülüştük zaten.
Onu aşağılamak hor görmek gibi bir niyetim yoktu. En çok tuhafıma giden onu gördüğümde ben de hiç bir şey uyanmadı zerre kadar bir şey o kadar basit ve sıradandı. Sonra daha iyi anladım aslolan bir zamanlar benim en saf duygularımı tanıdığm yılların öznesiydi. O özne zamanla silindi gitti. nesneler daha güzel şimdi. Hem bu duyguları olgunlukta yaşamak daha güzel, her şey kontrolün altında gidiyor. Öyle bir dönemde duyguların kontrolünden çıkması daha sonradan pişman olacağın aptallıklar yapmanı engelliyor...

Her neyse zaman, eski bir mahalleyi yavaş yavaş yutan bir baraj gibi her şeyin izlerini siliyor.
Biz sadece direniyoruz.




Yorumlar

Benzer Yazılar

Tüm Öğretmenlere

Korkularınızı Yenin

Hayatımızdaki Nesneler