Kayıtlar

Binance vadeli işlemler

Resim
  Binance USD Vadeli İşlemler   Yardımcı Dokümanı Hazırlayan :   @faydeon Amaç : Bu dokümanın amacı vadeli işlemlere yeni giriş yapan yatırımcıların minumum risk ile maksimum kazanca giden yolda bilgi desteği sağlamaktır. Dokümanda yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi olmadığı gibi herhangi bir yatırıma yönlendirici argüman içermez. Yatırım kararı yatırımcının kendine aittir. Ayrıca dokümanda verilen örnekler miktarlar yatırımcıları bağlamaz.   Sizlere bu dokümanda vadeli işlemleri kendim nasıl yapıyorum adım adım anlatamaya çalışacağım.   İlk defa vadeli işlem açmadan önce nerden başlamalısınız. Spot cüzdanınızdan usd vadeli işlemler cüzdanıma 100 dolar aktarıyorum. Önemli Not: İşlem açmadan önce indikatörlerden Bolinger bantı, MACD, MA 200, RSI nedir bunları mutlaka öğreniniz. Ben bu indikatörleri 5m mumlarda işlem açıp kullanıyorum.   Açık şlemlerimi 1m mumlardan takip ediyorum. Cüzdanıma gönderdiğim 100 dolar ile işlem açmadan önce markete girerek daha önceden incel

Pandemi Kafası

Gün geçmiyor ki; pandemi kafa açmaya devam etmesin.. Bu süreçte gün boyunca iç dünyamdaki değişimlerden bahsetmek istiyorum. Neden derseniz, tutamıyorum. Sabah uyanıyorum bir bakıyorum libido tavan ama birkaç saat geçtikten sonra kafamdakiler, varlıklarıyla öldürüp toprağın tabanına yapıştırıyor. Birazdan gelen bir iç batması, vicdan azabı, huzursuzluk.. adına ne derseniz. Yapışıyor boynuma gün batmadan bırakmıyorum. Kaçıyorum olmuyor, üstüne gidiyorum sebebini bulamıyorum. Sabaha kadar bir köşede beni bekliyor. Kahvaltı sonrası mideyi de doldurmanın rahatlığıyla beden sessizleşirken zihinde düşünceler son ses. Evde olmak güzel ama bir yerden sonra boşluk bir bataklığa dönüyor. Kaçınılmaz. Gün boyunca yaptığın etkinlikler aktiviteler sadece bataklığın içine çekiş hızını etkiliyor. Ne kadar daha böyle bekleyeceğim belirsiz. Belirsizlik sürdükçe de el ayak bağlanıyor. Ya yarın çağırırlarsa ya haftaya çağırırlarsa diyerek bir yıl geçti. Ama hala belirsiz. İçimden bir ses kur bir iş dene,

Ağlıyorum

  Sonunda ağlıyorum salya sümük, Sana, anılara bakıp bakıp. Kimseler duymasın diye, Gülüşüne aldanıp. Oturuyorsun yanıma, İzliyorum seni sonsuzmuşcasına. Bulanıklaşıyor zahirin, Tutamıyorum kendimi, Yatıyorum dizine uzun uzun. Anlatıyorsun, İşitemeden dağılan kelimelerle. Masallara benziyor, Herkes mutlu,  Alemler huzurlu, Bir biz eksik, Bir biz kopuk. Ne kadar isyan etsem de boş, Umudumun yolu yokuş. Gitmeye hep hazırken, Mıhlanıyor adımlarım usul usul. Şikayetçi dudaklarım kıpkırmızı, Sözcükler mahpus. Sarmaşık gibi dolanmış duygular ruhuma. Bakıyorum kendime uzaktan, Ne Cennete yakınım ne de Cehenneme, Sadece Rab ortada.

Yaşın Getirdikleri

Yaşın getirdikleri derin ve zengin tecrübeleri, genelde hayatın akışında gözlemlerken fark edebiliyoruz. O da yıllar ve emek alıyor. Bu değerli getirileri buraya toplamak niyetiyle; -  Sır paylaşacak birine sahip olmanın kıymetini bilmek, -  Tamir etmenin, satın almaktan daha keyifli olması, -  Dışardan çok kendi iç dünyanla ilgilenmek, -  Duygularını daha rahat paylaşabilmek, -  Kendinden sonra kalıcı bir şeyler bırakmak arzusu, NOT : Sizin yorumlarınızı içeriği geliştirmek için bekliyorum..

Göç

Baharla kış arası güneşin ısısıyla olmasa da, ışığıyla iç ısıtan bir gününde geldi. Garip duruşunu yeni oluşundan zannederken, yapısından olduğunu; her bakışında gizlice sızan ürkekliğin kokusundan anladık. Uzatılan her el yabancıydı ona. Bütün sevgiler sahte. Güvenilmez. Bir izler taşıyordu geldiği yerden aramıza. Tanışıp, günler geçerken, zaman hünerini gösterdi ve birkaç arkadaş edinmesini sağladı. Arada didişseler de dip dibe gezip, bitmeyen sohbetlerle kaynaştılar. Bizden daha iyi anlıyorlardı birbirlerini. Fırsat bulunca hemen birbirlerini koşar oldular. Hatta uçar oldular demek daha doğru. Masallar tadından geçerken günler, samimiyet artarken, ellere sarılıp kendini bırakması hayatta olduğumuzu anımsattı. Durgun ve sevgiyi kabul eden bir haldeydi. Sarılıp, düşünmeden bedeninin ritmini hissetmek, kendi varlığını onunla paylaşıp hatta unutmak. Nasıl bir lütuf ! O ana sığınmak.  Bu durgun haller, bir tersliğin işareti olabilir korkusu bizi alıp onun özel doktoruna götürdü. Ufak bir

Sessiz

Önce onlar ilişti sessiz köşeme. Geri dönüşümle bir nefeslik havada çırpınış,  Tereddütle bekler gibi. İnce, uzun ve hafif parmaklar. Üstündeki renklerle gökyüzü adeta, Bulutlarla kaplı günün kasvetini dağıtıyorlar. Ortancasında altın rengi sade bir halka. Anlık tereddütten sonra,  Gözlerim akıyor tendeki yolculuğuna. İnce bilekleri, ipler süslüyor, Cılız, benli kollar destekliyor. Dirsekte bir yara izi , Sormadan alıp götürüyor, Çocukluğumun çelme takılan kavgalarına. Düşmenin acısı uyandırıyor, Tuzlukların üstünde bir omuzla, Boyun arasındaki boşlukta kayboluyorum. Köprücük kemiği. Bir deri parçasıyla kaplanınca ne kadar da zarif ! İzliyorum deniz gibi. Şaşkın gibi. Düşünmeden, Düşünemeden. Kim olduğumu dahi bilmeden. Bir anlık kendimi terk edişimden anlıyorum, Gerçekten uzak olup, Benin olmayışını, hiçliğimi. Benim olmayan bir şeyle nasıl başka bir şeye böyle kapılırım ki! Korkuyorum ve saf korkunun masumiyetiyle arınıyor derinlerim. O saniyelik mermer heykelimi,  Bu defa bir ses sa

Şiir Denemeler

 I. Yine terk etti ışık beni, İçimde bir köşeye yer etmiş huysuz açtı gözlerini. Paçamdan bağlı, Denize atılan taş gibi, Usulca ve bıkmadan çekiyor teni. Gidişin huzuruna ermeye; Ya sen lazım, Ya da senden bir esinti. II. Çarpık iki diş dokundu ağzıma. O tadı aradım yıllarca, Hem de başka dudaklarda. Anlayan yok,  Anlatan da, Tenler alemi kayboluşumda. Ne dün kalır, Ne  yarın, Dizinde tekrar ağladığımda.

Yaşandı, Yeniden Başlıyor ..

Haller karışık. Bundan 6 yıl önce hayatımda ilk duygusal ilişkime başladım. Dokunmayı, ilişmeyi, sonunda da sevmeyi öğrendim. Bekarlıktan sonra zorlu bir yol zannederken, ayrılığın yanında her şeyin basit kaldığını gördüm. Şaştım. 15 aylık, ellerimde çıplak kalmıştı. Çoğu ilişkinin yanında esamesi okunmayacak bir süre fakat bana yetti. Tövbe ettim. İçimi derin sulara atıp; keyfe, muhabbete, eğlenceye daldım. Zamanla ona karşı olan öfkem yıllar geçtikçe dinginleşti. Sonunda kalan; anılar, merak ve özlem dalgaları ara ara kıyılarımı yokladı. Ben de onu. Ama ilişmeden, uzaktan.  Sular duruldu ve 6 ay önce bir kadınla tanıştım. Sohbet, eğlence, gezmeler derken zaman hızlı geçti. E bu bir lütuf. Bir süre sonra onun da ittirmesiyle yeni bir ilişkiye dönüştü. Emeğin çoğu ondan da olsa ben de kendimce bir şeyler yaptım. Tanıdıkça bazı şeyler de su yüzüne çıkmaya başladı. Bazen muhabbet esnasından şakaları ciddiye almak, ömür cetvelinin farklı noktalarından olmaktan kaynaklı uyuşmayan hayat yak

Yazar Tanıtım

 Hımh Hımh Hımh. Benim ben benden habersiz buralara gelen okurlarım. Benim. Yokum gelemiyorum pek. Aslında zamansızlık ağırlık verdiğim başka bir proje var. Hele onları bir bitireyim. Hayallerime giden adımlara az kaldı. Bu ara sizlerde iyisinizdir umarım. Yaşamak ağrısı işte. Pandemi yoruyor bizi. Sarılmaları unuttuk. Herkes birbirinin gözüne çinli gibi bakıyor. Bu günler geçecek üzülmeyin. Veba avrupasında insanlar kırılıp geçerken bile bir şekilde tedavisi bulunmuş ve bugün vademecumlara tanı ve tedavisi eklenmiş... Her şey güzel olacak üzülmeyin. Kalbinizi strese sokmayın... Niye buradayım başlığın adı neden yazar tanıtım. Size yeni yazarımızı tanıtmak istiyorum. Size Sisyphus'tan bahsedeyim. Kendisi ile bir sohbetimiz oldu. bu konulardan bahsedince aslında onun da bir blogger olduğunu öğrendim ve teklifte bulundum. Yaz dedim kimse okumasada olur yeter ki içinde tutuma. Bilirsiniz sadece yazarken sözü kesilmez insanın. Kendisi henüz 30 yaşlarına girmek üzere olan bir yazarımız.

Gece Gelenler

Zamanın meşhur çöpçatan sitelerinin birinde birbirlerini görmüş, profil ziyaretleriyle, fotoğraf beğenmelerle bir ufak flört yaşanmıştı. Üstüne de iki kelam edebilince, bu akşam buluşmaya karar vermişlerdi. Ansızın. Geceye kayan bir saat olduğundan mekanların çoğu kapalıydı. O sayede ışıklı, sakin ve uzun cadde boyu yürüyüp, bir yandan da yürürken akan o keyifli sohbetle, bu ilk buluşmada içsel yakınlık hissediyorlardı. Şans ederi buldukları mekan bir saat sonra kapanınca, hala birbiriyle olmak istediklerini fark ettiler. Kibar bir tekliften sonra geceyi devam ettirmeye karar verdiler. Taksiye atladılar. Birbirlerine olan yabancılığa bir de taksici eklenince, suspus bir halde yolu bitirip, dışarıyı izlediler. Kapının açılış sesiyle birkaç kelime edip, kendilerini dans pistine attılar. Kelimelerden ziyade tenlerin kaynaşma yeriydi burası. Biliyorlardı. İkisi de birbirine uçarı görünmemek adına sakince sallanıyor, çıplak kolları usulca birbirini okşuyordu. Mekan dolmaya başladı ve adımla

Tellerin Arkasından 3 - Instagram

Selamlar.. Biraz önce kitap okurken düşünceler dalıp, bu düşünceleri hem kendimle konuşarak derinleştirmek hem de sizlerin düşüncelerini öğrenerek, farkı bakış açıları kazanmayı umarak yazıyorum. Şimdiden uyarayım biraz sert, biraz abartmış olabilirim. Olduğu gibi, süzmeden paylaşacağım. Instagram = Ego (Nefis) Arzuları Bu uygulamayı neden kullandığımı düşündüğümde ilk gözüme çarpan; '' fark edilmek''. Hepimiz iç dünyamızla ve fiziksel varlığımızla eşsiziz. Aynı zamanda bir hayli ortak noktamız da var, hem de dışardan bakınca farklarımızdan çoklar. Nedendir henüz bilmiyorum, hepimiz farklı olduğumuzu gösterme derdindeyiz. İnstagram'da aradığımız duygusal tatminlerden biri bu. Fotoğraflardaki farklı pozlarımız, farklı açılardan çekimlerimiz, özel giyimlerimiz, filtrelerle merak uyandırıp, iç dünyamızda çabaladığımız bireyselleşme ihtiyacımızı karşılıyor, kendimizi ispatlıyoruz. Akabinde; ''beğenilme arzusu''. Evet, fotoğraf paylaşarak insanlardan gele

Tellerin Arkasından 2

Soğuk bir kış günü olmasına rağmen, güneş cesurca gösteriyor kendini. Bulutlar arada üstünü örtmeye çalışsa da, zorla uyutulmaya çalışılan bir çocuk gibi atıyor üstünden. Güneş dokunduğu her yeri hareketlendirirken, beni durağanlaştırıyor. Zihnimin aksine.  İçimde bir burukluk, dünün aşırı kıpırtısından miras adeta. Çay desen, acımaya ramak kala kıvamında. Bakmayı unuttuğum tabloların karışında, uzun uzun oturtacak kıvamda. Burukluğumu çözüp bir kenara atmak istesem de, olmuyor. Ne çözebilecek kadar yakınım kendime, ne de bırakıp gidebilecek kadar uzak. Acıtsa da öldürmüyor diyerek geçer bugün de, sonra bir koşturmaca bulup, örtülür üstü. Bazen de örtmeye çalıştıkça, üstündeki karlar eriyip, iyice ortaya çıkıyor. Baktıkça anne babamı bile sevmediğini görüyorum, sonra öyle olmaz deyip eksikliklerinin acısını hissedince, avunuyorum ama kısa sürüyor. Hemen diğeri geliyor aklıma. Sevgilim. Onu gerçekten sevmiyorum. Henüz. Sevmeye çalışıyorum, ruhuma dokunmasına izin vermek istiyorum. Bazen

Tellerin Arkasından 1

 Gün geçmiyor ki hayat yeni bir şey öğretmesin, sorgulatmasın, en doğru bildiklerinden vurup şaşırtmasın. Gün geçtikçe, aslında yaş geçiyor, bakış açısı değişiyor, vizyon evrimleşiyor.  Eskiden sabah buluşup akşam eve girene kadar yanında olsa da doyamadığın dostlarınla, artık haftada iki saat oturunca yetiyor. Hiç ayrılamam zannettiğin arkadaşları, ayda bir görünce mutlu oluyorsun, belki yetmiyor ama çoğu yıllardır kayıplara karışınca aza tamah etmeyi öğrenip, yetiriyorsun. Bu durumlar, vaktiyle kendini tanımak için ayırmadığın zamanı zorla sana veriyor; ya kendine bir şeyler bulursun ya da geçmişi bakıp özlemlerle, keşkelerle yaşarsın, hayat seçimi sana bırakıyor. Çoğumuz bu seçimi bilinçsizce yapıyor, o kısım biraz üzücü ama hiç seçememekten iyidir. Evlilik er ya da geç varacağın bu noktayı birkaç yıl ertelese de sonunda yine aynı yere varıyorsun; yalnızlık. İnanın kaçış yok. İç dünyanda öyle imgeler oluyor ki kelimelere dökemeyip kimseyle paylaşamıyorsun, bazı olayları paylaşmak is

Sebepsiz

  İçimde bıçak kesiği bir burukluk,  Sebepsiz, Sızlatır.   Ne bir şeyler yapmaya mecalim var,  Ne de oldurmaya ısrarım.  İster alışmak de  İster yorulmak,  Artık akışına bırakırım. Buna yaşamak denirse,  İçimde, Bir köşede yaşarım.  Tövbe İlahım.. Ne bir duam var, Ne de bir isyanım. Aldıklarında hikmet, Verdiklerinde şükür ararım. Göremesem de; Eyvallah. Artık o kadar yılmışım. İçimde kayıp heyecanım.. Bakınca, İlki toprağın üstüne basıp oynayışım,  Sonuncusu ufukta,  Toprağım altında, Yatışım.

Niye Yaşıyoruz ?

 Başka bir deyişle; bu dünyaya niye geldik ? Bu büyük soruları ben de sizin gibi sıkça kendime, etrafıma, kitaplara soruyorum. Bu arayış çoğu zaman dallanan budaklanan soruların ya da cevapların arasında kayboluyor veya unutuluyor, sonra tekrar baştaki soruyla baş başa kalıyorum. Bugün bu soruya bir adım da olsa yaklaştığım düşüncesiyle sizlerle paylaşmak ve de görüşlerinizi almak istiyorum. Şimdiye kadar öğrendiklerimden anladığım; bizler öncelikle bu dünyaya kendimizi tanımak, bilmek ve gerçekleştirmek üzere geldik. Bu da diğer insanlar üzerinden kendi yansımalarımızı görmekle mümkün. Dış dünyayla gerçek bağlar kurmamız için öncelikle bu gerekli. Bunu da insanın içinde her çeşit duyguya sahip olduğunu kabul edip, durumlara göre duygu değişimlerini deneyimleyerek öğrenebiliriz. Başka bir deyişle, insan olarak her çeşit duyguya zıttı ile birlikte, zerrece de olsa içimizde bir yerlerde sahibiz; sevgi-nefret, kibir-alçakgönüllülük, iyi- kötü...  Şartlar ve tercihlerimiz doğrultusunda far

Benzer Yazılar

Binance vadeli işlemler

Gece Gelenler

Sebepsiz